BÜYÜMEK

Doç. Dr. Burcu Özbaran’ın kitabı; “Büyümek” raflarda yerini aldı. Annelik mesaisi dışında; Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Psikiyatrisi Anabilim Dalı’nda öğretim üyesi olan ve ağırlıklı olarak Bebek ve Erken Çocukluk Ruh Sağlığı, Otizm, Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu, Konsültasyon Liyezon Psikiyatrisi, Yeme Bozuklukları alanlarında çalışan ve aynı zamanda Ege Üniversitesi Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Yataklı Servis sorumluluğu ve süpervizörlüğünü sürdürmekte olan Özbaran; editörümüz Burçay Güngüler ile kitabı hakkıında merak ettiklerimizi paylaştı. Başucu kitabı niteliğinde olan eserin içini kızının özgün resimleri süslerken, kitap kapağında da kızı Beyza’nın eşi tarafından çekilmiş fotoğrafı var. Pek çok ebeveynin aklında olan soruları yanıtlayacak olan kitabı keyifle okumanızı diliyoruz ama öncesinde merak ettikleriniz aşağıdaki söyleşimizde.

Sen nasıl büyüdün? Kızın nasıl büyüyor?

SAMSUNG CAMERA PICTURES

Ben şehirde ama apartman aralarında oynama imkanı var olarak, başıma iş gelme riski daha az olduğu için daha özgür büyüdüm. Şehir hayatından sıkılan annem ve babamın aldığı bahçeli evde doğada yaşama kararı nedeniyle de her gün 40 km. okula gidip gelirken uyuyakalarak büyüdüm. Bu yaşamın bana çok getirileri olduğu gibi zorlukları da oldu. Getirileri çoktu tabii, doğayı tanıma, hayvan yaşamlarını gözlemleme, birçok hayvan bakıp büyütebilme imkanı, doğada nasıl yaşanır ı öğrenme imkanı yanı sıra sorumluluk alma, becerileri geliştirme açısından çok yararı oldu. Ancak sosyal yaşantı, ergenlikte arkadaşlarla daha fazla beraber olabilme isteğimin arttığı dönemlerde ulaşım güçlükleri nedeniyle sıkıntı çektim. Ben de elimden geldiğince kızımı doğayla ilişki içinde büyütmeye çalışıyorum ama günümüzün eğitim sistemi güçlükleri ağırlığı buna kolay olanak vermiyor. Kızıma bırakabileceğim diplomam ve tecrübelerim dışında bir şey de olmadığı için onun da kendisinin çalışıp bir yerlere gelmesi gerek ama eğitim sistemimiz maalesef çok acımasız. Benim kızımda gözlemim bizden daha uyanık ve hayatı daha gözü açık yaşayan bir nesil var; bilgiye ulaşım daha kolay, eğer anne babanın da iyi denetiminde bu sağlanırsa çocukların gelişiminin desteklenmesi için çok araç var.

Biliyorum kitapta yer alan sorular sana en çok gelen sorular ama istatistiksel olarak en çok ne soruluyor ve ona senin yanıtın?

Ben daha çok ruh sağlığı hastalıklarıyla, psikiyatrik hastalıklarla uğraşıyorum. Az bir oran olarak sadece ruh sağlığını koruması için gelen aileler var, sadece danışma için. Kendilerine de hep söylemişimdir en güzelini yaptıklarını, çünkü en doğrusu aslında koruyucu ruh sağlığıdır. Psikiyatrik yakınmalar, belirtiler ortaya çıktıktan sonra tedavi daha zahmetli, o nedenle koruma önemli. Çocuk Psikiyatrisi henüz ülkemizde sanki en son gidilmesi gereken merci gibi. Aslında koruyucu ruh sağlığı en önemlisi. Danışmaya gelen aileler çocuklarının dönem özelliklerini, okul zamanını, nasıl davranacaklarını soruyorlar; her ailenin kendi özelinde bazı sorular oluyor, bazı düzenlemeler.. Tedavi için gelen aile, çocuk ve gençlerin sayısı daha ağırlıklı günlük pratiğimde. En basit bir gece işemesinden, yaş dönemi özelliklerinin getirdiği sorunlardan, korku, kaygılardan, dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğundan tutun da depresyon, bipolar bozukluk, yeme bozuklukları, şizofreni gibi çeşitli durumlarla karşılaşıyoruz. Çocuk ve gençlerle çalışmanın en güzel yanı tedaviye daha hızlı yanıt alınabilmesi; erken yaşta müdahale olabildiği için doğacak olumsuz sonuçların önlenmesine fırsat olması.

Bir bebeğin doğumu aslında gebelikten daha önce, bebeğin annenin zihnine düşmesiyle başlar” demişsin peki bebek bekleyen anne adaylarında ne gibi kaygılar görülüyor? Bu kaygılarla nasıl baş edebilirler?

Bebek beklerken olan kaygılardan çok aslında doğumdan hemen sonra, beyinde değişen hormonal sisteminin etkisiyle, annede kaygıların artması çok görülüyor. Gebelikte daha çok doğacak bebeğin sağlığı ile ilgili endişeler varken, doğum sonrası nasıl bakacağım kaygıları, bebeğin sağlığı ile ilgili takıntı düzeyine varabilecek endişeler görülebiliyor. Annenin ruh sağlığının önemi bebeğin beyin gelişimi ve dolayısıyla ruh sağlığı için çok önemli. O nedenle doğum sonrası “basit endişeler” seviyesini aşan endişe, kaygı korkular veya depresyon düzeyinde belirtiler tedavi edilmeli. Böyle durumlarda annenin “sağlıklı annelik” yapması da olumsuz etkilendiği ve bebeğe olumsuz yansıdığı için çok ciddiye alınmalı. Kaygılarla baş etmenin en güzel yolu, annenin anneliğini yapabileceği sosyal destek sisteminin sağlanması, annenin uykusuzluğunun ve yorgunluğunun tolere edilebilir düzeyde olmasını sağlamak. Dikkati her kafadan çıkan seslere değil de bebeğe ve kendi içinden gelenlere vermek herhalde..

Babalar çocuk büyütme konusunda ne aşamadalar?

Gelişme gösteriyorlar bence; babalık ile ilgili bir alan çalışması yapmış değilim ama babaların görevi çok büyük çocuğun yaşamında bunu bilmeleri gerekli. Arada bir başını sıvazlarım ile olmuyor babalık yapmak.

Boşanma oranları ülkemizde hızla artıyor, bunla da ilgili bir bölüm var kitabında. Sende boşanan bir çiftin çocuğusun. Yaş durumuna göre etkilenme düzeyi vb. değişir mi? Nedir tavsiyelerin?

Boşanma maalesef çok arttı. Artık insanlar evleniveriyor, boşanıveriyor, çocuk yapıveriyor; her şeyin tüketildiği dünyada ilişkiler de tüketiliyor. İşte ne yazık ki olan da aradaki çocuklara oluyor. Boşanma tabii ki istenilen bir şey değil; nasıl evlilik için de düşünülmesi gerekiyorsa boşanma için de öyle düşünmek gerek önce.. Yaş durumuna göre, boşanmanın biçimine göre değişir tabii ki etkilenme oranları. Her çocuk için kolay bir süreç değildir. Yaş kaç olursa olsun çocuğun, gencin kafasında, anne babasını tekrar birleştirme düşlemleri bulunur. Bu da çok doğaldır. Çocuk zamanla boşanmaya alışacaktır ama bunda en belirleyici şeylerden biri anne babanın tutumudur.
Benim annem babam boşandıklarında ben 22 yaşında ve artık bunun sonuçlarına katlanabilecek ve o üzüntüyle başa çıkabilecek yaştaydım. Mutlaka üzülmüşümdür ama hayatta üzülmeden büyümek de pek mümkün değil…

Tüp bebekler vb.nedeniyle ikizler çok fazla çevremizde. İkiz anne- babaların işi 2 kat daha mı zor? Hayatı nasıl kolaylaştırabilirler kendilerine?

İkiz anne babalarının işi gerçekten daha zor. Aynı anda iki tane yeni doğan, iki katı iş, eve bir virüs gelse iki hasta çocuk; hem maddi hem manevi olarak işler zor. İkiz anne babaları, hayatlarını, ikizlerin tadını çıkararak kolaylaştırabilirler. Evdeki tek çocuğu nasıl eyleyeceğim zorluğu yoktur ikizlerde, evde hep arkadaş vardır oyun için; aynı anda büyüdükleri için de bir anda iki büyümüş çocuk olur anne babanın yanında, bu duygu da paha biçilemez. Bir ikiz eşinin bir sorunla nasıl başa çıktığını gören diğer eşin öğrenmesi daha kolay olur. İkizlerin her şeyi aynı anda yapmalarına gerek olmadığını bilmeleri de belki anne babaların hayatını kolaylaştırır. İkizlerin iki ayrı kişi olduğunu unutmamak gerekir.

Halanın sözü çok anlamlı; ” Onlar ergen, ben gergen” hele ki günümüzde ergenlik yaşı daha da düştü. 3. sınıf öğrencileri için ( 9-10 yaş civarı) ön ergen deniyor, ergen ebeveynlerine tavsiyelerin neler?

Ergenlik kitapta da belirttiğim gibi illa da sorun yüklü bir dönem değildir. Çocuğun büyüdüğü, kendini iyice farkına vardığı, sorumluluk aldığı bir evredir; ergen ebeveynlerine tavsiyem önce ergenliğin ne olduğu ve ne olmadığını öğrenmeleri. Çünkü bazen genç depresyonda olabiliyor ve anne baba gencin depresyonuna bağlı öfkesini “ergenlikten herhalde” diyerek, bilemedikleri için tedavisiz kalmasına neden olabiliyorlar. Ergenlik aslında çok zevkli, yaratıcılığın, hızın, gelişimin muhteşem olduğu bir evredir. Gençler kendini bulma evresindedirler. Gençler iki uçta dalgalanabilirler, bu dalgalanma anne babaları yorabilir, şaşırtabilir. Genç anne babası olmak hayatta anne babalar için de gelişimsel bir evredir.

Özel çocuklardan da bahsediyorsun. Ne zaman endişelenmeli anne-babalar ve sizlere müracaat etmeliler?

Anne ve babalar çocuk/bebeklerinin herhangi bir gelişim basamağı ile ilgili en ufak bir şüphe duyduklarında bir çocuk psikiyatristine başvurmalılar. Bizim ülkemizde herhalde çocuk psikiyatristine ulaşım güçlüklerinden veya çekinceler ve önyargılardan ötürü, otizm tanısının geç konduğu ve erken dönemlerden itibaren annelerin “olumsuz bir şeyler var” diye hissetmelerine rağmen doktora götürmelerinin çevre tarafından “yoktur bir şey” diye engellendiğini görüyoruz. Bu nedenle annenin herhangi bir tereddütünde, bir çocuk psikiyatristine başvurmasını, bebeklerin gelişim takiplerinin iyi yapılması, konuşma gecikmelerinin ciddiye alınması gereklidir.

Blendır annesi tabirine çok güldüm. Bu mudur jargon? Literatürde geçen bir durum mu? Ne olacak bu Türk annelerinin durumu?

Türk anneleri aslında çocuklarına çok iyi bakma çabası içinde olan anneler, belki biraz aşırı annelik tutumunu azaltabilmek gerekli. Aşırı annelik çocuğun özgüvenini zedeleyebilir ve becerilerinin gelişmesini engelleyebilir. yoksa çocuğunu farkında olmak, onunla oyun oynamak gelişimine destek olmak zaten yapılması gereken şeyler. Çocuğunu gelişimsel olarak yapabileceği seviyelerin altına çekmeyi istemiyoruz sadece. Yürüyebilecek çocuğu yorulmasın diye kucakta taşımak, kendi yiyebilecek çocuğu yedirmek gibi..

Ve son soru? Üstün zekalı çocuk kavramı ile daha bir karşılaşır olduk. Testler vb. herkes çocuğum üstün zekalı mı derdinde, nedir istatiski gerçek durum? Ülkemizde neler yapılıyor bu çocuklar için ve anne-babalar neler yapmalı? Nasıl anlarız çocuğumuzun üstün zekalı olduğun?

Ülkemizde tüm bölgeleri kapsayan bir üstün zeka taraması çalışması bildiğim kadarıyla yok ama genel olarak bilinen rakam yaklaşık %1 civarıdır. Üstün zekalı ve üstün yetenekli çocuklarla ilgili ayrı bir kitap yazılabilir. Her ailenin çocuğuna olan sevgisi ve duygusal yatırımları nedeniyle onun üstün zekalı olduğunu düşünmesi o kadar da nadir görülen bir durum değildir. Ancak üstün zekalı bir çocuk, gerçekte kendini erken tamamladığı gelişim basamaklarıyla, daha küçücük yaşta erişkinleri cevaplamada zorlayan sorularıyla kendini belli eder. İyi gözlemci bir anasınıfı veya ilkokul öğretmeni aileyi yönlendiren kişi olur genelde. Üstün zekalı tanılaması olan bir çocuk için yapılacak temel şey zenginleştirilmiş çevredir. Sanata spora yönlendirme, ilgi alanlarını geliştirecek olanaklar sunma, eğitimin bu çerçevede düzenlenmesi yapılması gereken temel şeylerdendir. Üstün zekalılarda da ek bazı psikiyatrik hastalıkların bulunabileceği akılda tutulmalıdır. Davranış sorunları, hiperaktivite, kaygı bozuklukları eşlik edebilir, bunların tedavisinin mümkün olduğu bilinmelidir.

Başka kitap projelerin olacak mı?

Evet planlarımda var, şu an okul öncesi yaş grubundaki dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu ile ilgili bir asistanımla ve ekibimizle çalışıyoruz; aile eğitimini esas alan bir çalışma olacak bu, sonuçları ve erken yaştaki önlemeye dair eğitsel yaklaşımları bir araya getirecek bir kitap olmasını planlıyoruz. Ülkemizde dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu oldukça yaygın, o nedenle erken yaşta tanı, ileride gelişecek eğitsel ve davranışsal olumsuz sonuçları bir parça önlemek için anne baba tutumlarını, anne baba okulunu hedefleyen bir çalışma yapmanın önemi büyük. Biz de bu çalışmayı şu an yürütüyoruz. Koruyucu ruh sağlığı adına anne baba eğitiminin nasıl olacağını derleyeceğimiz bir kitap olacak bu aileler için. İşin aslında güzel yanı da bu tutumlar için çocuğun hiperaktivite tanısı almasına gerek de yok; o nedenle tüm aileleri huzurlu ve mutlu çocuklar yetiştirmesinde yardımcı olacak bir kitap olmasını planlıyorum.

Beyza’nın kitabın içindeki resimleri:

Burçay Erenay Güngüler