SANAT + KİTAP + YEMEK = BOLOGNA

Kidolindo’da ki ilk yazımda size Bologna’dan ve burada her sene gerçekleşen Çocuk Kitapları Fuarı’ndan bahsetmek istiyorum.
Mart sonu-Nisan başı gerçekleşen bu fuar esnasında şehri keşfetmek diğer zamanlara göre daha da anlamlı sanki.
İşte bu seyahatten kısa kısa notlar:
Kitaplar, kitaplar,… Aylardır beklediğim an gelmişti. Alice in Wonderland’in 150. yılı şerefine yere serilmiş siyah üzeri iskambil kağıtları ile süslü halıda yürüyerek fuara girerken kalbim daha da hızlı atmaya başladı.
Ve işte Bologna Çocuk Kitapları Fuarı.
Sevgili yazar arkadaşım Tülin Kozikoğlu ile bilmiyorum kaç zaman önce planımızı yapıp, tüm detayları çözmüştük. Bunun üzerinde bir de Burcu ve Berk ile… serisinin ve 0 km.Bızdıklar’da ki pek çok harika görselin çizeri sevgili Esra İlter Demirbilek de gelince benim için zaten seyahat daha da anlamlı olmuştu. Çizerimle kol kola dolaşmak gibisi var mı… :)
İsmini İtalya’nın meşhur bolonez sosuna veren, nefis mutfağı ve Orta Çağ mimari örnekleriyle bezenmiş birbirinden güzel sokakları ile bağlı bağına bir sanat harikası olan bu “kızıl” şehirde her sene gerçekleşen çocuk kitapları fuarına dünyanın pek çok ülkesinden yayınevleri, yazarlar, çizerler, editörler, ajanslar katılıyor. Şehir “kızıl” sıfatını sadece kırmızı renkli tuğlalarından değil, aynı zamanda solcu bir şehir olmasından da alıyor. 1088 senesinde kurulan Bologna Üniversitesi Avrupa’nın en eskisi. Dante, Erasmus ve Kopernik’in bu üniversiteden mezun olması şehrin sanatsal mirası hakkında bizlere bir fikir verebilir.
Kitap Fuarı’na geri dönecek olursak, resimli kitapların ön plana çıktığı bu ortamda, çizerlerin yarattıkları çalışmalar pek çok alanda sergileniyordu. Öyle ilginç çizimler, o kadar farklı tasarımlar vardı ki insan hangisine bakacağını şaşırıyordu.
Bu dünyada başarılı çizerlere duyulan saygıyı çok net hissediyorsunuz. Fuarın girişindeki ana bölümde ödüllü kitaplar vitrinlerde ve açıkta sergileniyordu. Aynı bölümde ise birbirinden etkileyici ödüllü ve ödüle aday çizerlerin eserleri de çok şık bir düzende bizlere sunuluyordu.
Fuar kapsamında “Author’s Café”, “Illustrators Café”, “Translator’s Café” gibi alanlarda mekânın ismi ile ilintili paneller, sohbetler gerçekleşiyor. Elinizdeki detaylı programdan ilginizi çekenlere rahatlıkla katılabiliyorsunuz.
Birbirinden yaratıcı stantlar arasında dolaşıp, istediğiniz gibi içine dalıp, kendinizi kitaplar arasında kaybedebiliyorsunuz.
Kitap içerikleri anlamında en sık karşıma çıkan konular, doğa, dostluk, sadakat idi. Tasarımlarda ise üç boyutun çeşitlemelerini görüyordunuz. Kimisi açınca dışa doğru çıkan tasarımlar iken, diğerleri kapağın ortasında yer alan deliğin her sayfada bize farklı bir güzellik sunmasıyla heyecan yaratıyordu. Alfabe kitaplarına ayrı bir bölüm yaratılması ise beni biraz şaşırttı ama çok da hoşuma gitti. Öyle yaratıcı şekilde sunuluyordu ki harfler, hangi çocuk okumayı öğrenmek istemez…
Dar uzun kitaplar, birbirinden farklı katmanları olanlar, dev hikâye kitapları, içerisinde kesitlerle sayfaları ayrıştırılmış olan hareketli kitaplar ve tabii sessiz kitaplar.
Sessiz kitaplar ilgi çekici derecede çoktu ve onlar için fuarda ayrı bir sergi alanı ayrılmıştı.
Peki internet dünyası boş mu durdu? Asla! Kitapla örtüşen uygulamalar fuarda onlara ayrılan bölümde sunuluyordu. Beni en çok etkileyen “augmented reality” dedikleri farklı bir üç boyutlu çalışmaydı. Klasik kitaptan vazgeçmenizi istemeyen, bunun yerine kitaba üçüncü boyutu bir uygulama ile ekleyen bu çalışmalar beni çok ama çok heyecanlandırdı. Hemen hayal kurmaya başladım :)
Yapılan tüm panellerde çocuklara kitabı sevdirmenin yöntemleri konuşuldu. Ülkeden bağımsız olarak herkesin ortak derdinin kitap sevgisini aşılama olduğunu görmek içimi rahatlattı. “Tek uğraşan biz değilmişiz demek ki,” diye düşündüm.
Oyunlar, drama, internet uygulamaları, şarkılar, muhteşem çizimler kitapların cazip kılınması adına mutlaka çok fayda sağlıyordu. Ancak işin temelini bir konuşmacının cümlesi özetledi: “İyi bir hikâye binanın temelidir.”
“İyi bir hikâyeniz olmazsa yaptıklarınızın bir anlamı olamaz çünkü anlatacak bir şeyiniz yok demektir.”
Ne kadar doğru, değil mi?
Yazarlar, çizerler, editörler, yayınevleri hep birlikte uyumlu bir takım çalışmasıyla harikalar yaratabiliyorlar. Ama tüm başlangıç noktası: İyi ve kuvvetli bir hikâye!
Bol hikayeli günler dileğiyle… Seslisinden sessizine…

Defne Ongun Müminoğlu