HAMİLELİK, DOĞUM VE GERÇEKLER

Ben çok yüksek annelik duyguları ile hamile kalmadım. Her zaman bir bebeğim olsun istedim ama kurgusal anlamda kafamda bunu çok fazla irdelemedim. Aslında çok kolay ulaştığım bir durumda değildi. Üstüne bir süre çabaladım. Sonuç olarak hamile kaldığım andan itibaren içine girdiğim serüven ya da yolculuk (ne derseniz diyin) benim için bilinmezlikler ile doluydu. Zaten bunu ilk kez yaşayan herkesin girdiği duygu durum bu değil mi?

İlk 3 ayımı sadece tutunması ve düzenli kalp atışlarını duymak üzerine kurguladım. Sonraki 3 ay gelişimi, testleri, kontrolleri, sonra hisler artıkça kavuşma dönemi yaklaştıkça aldı beni bir telaş. Bu bebeği gerçekten istiyor muyum sorusunu insanlar ilk aylarda sorarken ben son aya yaklaşırken sordum neredeyse. Gerçi o dönem bile benim yerime cevap vermeye başlamıştı. Soruya ayırdığım bir saniye bana tekmesiz geçen 18 saat olarak döndü ve ben en sıkı şekilde cevabımı aldım. İstemek ne demek ben sanki sadece onun için kurgulanmış bir canlıydım. Eğitimler, kitaplar, seminerler derken son 2 ayımı sanki bu işin diploması varmış gibi hastanelerin seminer odalarında geçirdim. Ve işte onu kucağıma aldığım ilk an öğrendiğim, okuduğum, bildiğim her şeyi unuttum. Hava boşluğunda gibi bir hisle kaplandı vücudum. İçimde cevaplar sorulara yetişemez bir hal aldı. İnsanların (genelde ailedeki büyükler) yorumları, deneyimleri, söylemleri kendi sorularım ile savaştı ve işte o anda eşime dönüp şunu dedim ‘bunu ya ikimiz yapacağız ya da bırakacağız başkaları büyütsün’ O noktadan itibaren artık bir yol başlamıştı bizim için. Engelleri, virajları, tümsekleri de olan ama sadece bize ait bir yol. Asla ikiye üçe ayrılmayacağını, bizi kararsızlar içinde bırakmayacağını bildiğimiz bizim yolumuz.

Şimdi gelelim bunları size neden anlattım? Belki bu satırları okuyan bir anne-baba adayısın, ya da benim girdiğim hava boşluğu dönemini yaşayan yeni (bu tanımı sevmesem de) anne-babasın şimdi şunu unutma isterim. Bebeğine kavuşacağın 9 aylık süreci bebeğin için değil kendin için kullan. En çok kendini şımart. Kendini dinle, yaz, hobi edin, oku, beslen ama o dönemi sana verilmiş bir tatil olarak gör. O dönemden sonra başlayacak olan yolunu o kadar çok ‘o’ dolu olacak ki ‘onun’ için dingin, hazır bireyler olmaya ihtiyacınız var. Bebeklerin kullanım kılavuzları hiçbir yazar tarafından yazılamadı henüz. İnan sistem o doğduğu anda bir güncelleme ile size bunu yüklüyor. Bilgi dolu değil içgüdüsel ebeveynler olmak her zaman size doğruyu getirecektir. Telaşlanacak çok zaman olduğu gibi öğrenmek içinde çok zamanınız var. Bu bir yolculuksa sadece geminize bir tayfa daha geliyor o kadar. Siz geminin güçlü olmasına dikkat edin yeter.

Aynı zamanda bir yazar olan İngiliz kontlarından biri John Wilmot’un tarihe geçen bir sözü vardır. ‘Evlendiğimde çocuk yetiştirme konusunda beş tane teorim vardı; şimdi ise beş tane çocuğum var ve hiç teorim yok.

Özge Doğan