ESTETİK KAYGILI ÇOCUKLAR

Geçen günlerde sosyal medya hesaplarım üzerinden bir fotoğraf eşliğinde mini post yayınladım. Bu yazı içeriğinde gördüğünüz fotoğraflar eşliğinde çocuklar üzerinde daha çok küçük yaşlarda başlayan estetik ve cinsiyet baskısı üzerine bir yazıydı. Açıkçası bu konuda söyleyeceklerim cümlelere sığmadığı için biraz daha uzun yazmaya karar verdim.

Çocuklarınıza estetik kaygılar yüklemeyin. Evet bu kadar net bir cümle aslında. Çocukların daha çok küçük yaşlarda, birey olma yolunda ilerledikleri süreçte yüklendikleri yüksek estetik kaygıları ergenliğini bile tamamlamadan estetik ameliyat hayalleri kurmalarına, sadece iyi görünüş ile motivasyon sağlamalarına ve arkadaş grupları içinde sadece güzellik/yakışıklılık kavramı ile var olmalarına neden oluyor. Kimliksiz, ruhu başka hiçbir şey ile beslenmemiş sadece güzel/yakışıklı olmanın yeterli görüldüğü bu korkunç algı ‘ulaşılması zor bir nesil’ yaratıyor.

estetik_kaygili_cocuklar_01

Çocuklarımızı dış görünüşlerine göre yargılamak, eleştirmek ve bu bakış açısından ibaret bir yaklaşım sergilemek onları toplum içinde güvensiz bireyler olmalarına neden oluyor. Ben uzman değilim ya da psikoloji üzerine bir eğitimim yok. Bunlar bir birey, kadın, anne olarak benim görüşlerim. Lütfen sadece bu çerçevede okuyun. Daha 10-12 yaşlarında kızların sosyal ortam içinde konuşmalarına tanık oluyorum. Birbirlerini çocuk mayosu giymekle, çocuk gibi giyinmekle hatta çocuk oyunları oynamakla yargılıyorlar çünkü onlara göre onlar daha o yaşta artık birer ‘ergen’ Oysa çocuk mayosu giyen, çocukça davranan ya da yaşlarına göre oynayan arkadaşları normal olanlar değil mi?

Prenses/prens yüklemesi ile başlayan cinsiyetçi süreç kontrol edilemez bir hale dönüşebiliyor. Çocukların hiçbir fiziksel özelliğini çok övmeyin ya da eleştirmeyin. Ona sosyal çevresinde bu yaklaşımla gelen arkadaşlarının karşısında nasıl bir tavır sergilemesi gerektiğini öğretin. Bunun için sadece ona karşı nasıl konuştuğunuz önemli değil. Aynı zamanda kendi dilinizi değiştirmeniz gerekiyor. Yanında kimseyi şişman, zayıf, uzun, kısa, çirkin, güzel diye sıfatlandırmayın. Kim ne derse desin çocuklar bir süre bizlerin aynası oluyorlar. O kadar değişik yaklaşımlar görüyorum ki. Geçenlerde bir anne ve kızı merdivenleri çıktılar ve kız çocuğu ‘of yoruldum’ dedi. Annesi ona dönüp ‘dobiş seni o göbekle yorulursun tabi’ diye yanıt verdi. Oysa çocuk kilolu sayılabilecek bir çocuk bile değildi. Eğer çocuğunuzun beslenmesi ile ilgili bir sorun olduğunu düşünüyorsanız onu spora, dansa yönlendirin ama ona sıfatlar takarak öz güvensiz hale getirmeyin. Sporu ya da dansı daha güzel/yakışıklı olmak için değil ‘sağlıklı olmak’ için yapması gerektiğini öğretin.

Amerika!da yayınlanan ve sadece estetik ameliyat üzerine olan programda doktor şöyle bir şey dedi; ‘Artık anneler babalar çocuklarının 14-15 yaşında ameliyat olmasına izin veriyor’ Korkunç değil mi gerçekten? Bugün tüp mide ameliyat yaşları 18 yaşa kadar düştü. Reklamlar, dergiler, yayınlar sadece ‘güzel ol’ mesajı ile dolu. Peki bu çocuklar vücutlarından fırsat bulup nasıl ruhlarına estetik yapacaklar. O estetik duygusunu ruha işlemedikten sonra canlı barbie/ken olmak dışında ne olacaklar?

Sağlıklı sosyal birey olmanın tek şansı öz güven ve yüksek estetik kaygılı olan hiç kimse bunu başaramaz. Algısını aynadaki yansımasından ruhuna geçiremez. Bugün fazla kiloları ya da toplum ‘çirkin’ diye tanımlanan yerleri yüzünden ameliyat masasına yatan, toplumun saçma güzellik kılıflarına girmek için ölümü bile göze alan insanlar var. Yapmayın! Estetik kaygılar bizlerden para kazanmak için yaratılmıştır. Farklarımız olmasa nasıl güzel oluruz ki?

“Güzelliğin iyilik olduğu yanılgısının böylesine katıksız kabul olması ne şaşırtıcı.” Leo Tolstoy

Özge Doğan

Fotoğraflar: Harpy Images