ÇOCUKLARINIZA KESİNLİKLE SÖYLEMEMENİZ GEREKEN 10 ŞEY

Yüksek ihtimalle artık eskiden annelerimizin bize söylediği şeyleri çocuklarımıza söylemiyoruz. “Bak komşunun çocuğu şunu yapmış” tarzı kıyaslama cümlelerinin çocuğumuza ne kadar zarar verebileceğini bilecek kadar bilinçlendik. Ancak hala bazen hata yapıyor olabiliriz. Annelerimizin söyledikleri kadar bariz ve apaçık ortada olmasa da, bize zararsız görünen ama aslında çocuklarımızda tahribat yaratabilecek bazı söylemleri hala kullanıyoruz ve farkında olmadan çocuklarımıza kötü eğitim verebiliyoruz.

1- “Aferin.”

Araştırmalar, çocuğunuza her yaptığı işin sonunda “aferin” demenin çocuğun yeteneklerini azalttığını gösteriyor. Sizin takdiriniz, çocuğunuzun bir işi yaparken kendi motivasyonunu kullanmasının önüne geçiyor ve bağımsız olarak karar verme yeteneğini azaltıyor. Çok haklı ve geçerli bir nedeniniz yoksa çocuğunuza aferin demeyin veya gereksiz yere takdir etmeyin. Genel takdir cümleleri yerine daha açıklayıcı ve eleştirel yaklaşın. Örneğin bir futbol maçında iyi oynayan çocuğunuza “Harika bir maç çıkardın, aferin!” demek yerine “Çok güzel bir asist yaptın, özellik takım oyunu oynaman ve takım arkadaşlarına bakışını çok beğendim” diyebilirsiniz.

2- “Acele et! – Çabuk ol!”

Çocuğunuz kahvaltı yaparken oyalanıyor, çok iyi bilmediği halde ayakkabısını kendi başına bağlamaya çalışıyor ve daha önce olduğu gibi okuluna geç kalıyor olabilir. Ona sürekli “Acele et!” veya “Çabuk ol!” diyerek taşıyamayacağı bir stres yüklüyor olabilirsiniz. Bunun yerine söyleyiş tonunuzu yumuşatarak ve “hadi acele edelim” gibi bir cümle kullanarak aynı takımda ve aynı amaçta olduğunuzu hissetmesini sağlayabilirsiniz. Hatta şunun gibi basit bir cümleyle, bunu küçük bir yarışmaya çevirip çocuğunuzun stressiz bir şekilde hızlanmasını sağlayabilirsiniz: “Hadi bakalım kim önce kıyafetlerini giyecek?”

3- “Hiçbir şeyin yok. – Bir şey olmadı.”

Çocuğunuz düşüp dizini kanattığında ve gözyaşları sel olduğunda, içgüdünüz aslında çok fazla bir şey olmadığını söyleyip onu rahatlatmanız gerektiğini söylüyor olabilir. Ancak ona iyi olduğunu söylemek aslında onu daha kötü hissettirebilir. Psikologlara göre çocuğunuzun ağlamasının nedeni ortada kötü bir şey olması ya da kendini kötü hissetmesidir. “Hiçbir şeyin yok” demek onu rahatlatmaz. Aksine daha fazla üzer. Ailelerin görevi ona yaşadığı bu durumla ve duygularıyla nasıl başa çıkacağını anlatmak olmalı. Ona sarılarak, bu şekilde düşüp dizinin yaralanmasının nasıl bir his olduğunu bildiğinizi söyleyin. Pansumana veya şefkatli bir öpücüğe ihtiyacı olup olmadığını da sormayı ihmal etmeyin (veya her ikisini de teklif edin).

4- “Mükemmel olman için çok çalışman lazım.”

Çocuğunuzun kendini bir işe adamasının, yeteneklerini keskin bir şekilde geliştirdiği bir gerçek. Ancak bu kendini adama durumu, onun en iyi olmak konusunda üzerine baskı yaratabilir. Çocuğunuza farkında olmadan bu tarz bir baskı yapıyor ve “Eğer hata yapıyorsan demek ki çok çalışmamışsın” mesajını veriyor olabilirsiniz. Bunun yerine çocuğunuzu, kendini geliştirmesi ve kendisiyle gurur duyması için çok çalışması konusunda cesaretlendirebilirsiniz. Birincilik, en iyi olma veya mükemmeliyet gibi baskıları ancak bu şekilde kaldırmış olursunuz.

5- “Diyetteyim. – Rejim yapıyorum.”

Kilonuza ve sağlınıza dikkat ediyor olabilirsiniz. Ancak çocuğunuz sizi sürekli tartıda görüyor ve sizden sürekli kilolu olmakla ilgili cümleler duyuyorsa, onun kafasında sağlıksız bir vücut imajı geliştirmesine sebep olabilirsiniz. Bunun yerine “Sağlıklı yiyecekler tüketiyorum çünkü bu kendimi iyi hissettiriyor” diyebilirsiniz. Örneğin “Spor yapmalıyım” söylemi bir şikayet ve sitem gibi algılanabilecekken, “Hava çok güzel, biraz yürüyüş yapmak harika olur” söylemi, çocuğunuzun da size katılması için onu teşvik edebilir.
6- “Onu alamayız. – Paramız yok.”

Çocuğunuz en son çıkan o pahalı oyuncağı istediğinde bu cevabı vermek çok kolayınıza gidiyor olabilir. Ancak bunu söylüyor olmanız, finansal durumunuzun sizin kontrolünüzde olmadığı mesajını veriyor olabilir. Bu da çocuk için korkutucu bir durum olarak algılanabilir. Ayrıca paramız yok diyerek çocuğunuzun istediği şeyi satın almayıp, daha pahalı başka bir şey satın alırsanız bu da çocuk da tepkiye yol açabilir. Bunu yerine o oyuncağı neden alamayacağınızı anlatın. Alınması gereken daha önemli şeyler olduğunu söyleyin. Eğer ısrar ederse bu durumu, para yönetme ve bütçe konularını ona daha detaylı anlatmak için bir fırsata çevirin.

7- “Yabacılarla konuşma.”

Bu küçük çocukların kavraması oldukça zor bir söylemdir. Çocuğunuz tanımadığı birisini, eğer ona iyi davranıyorsa, “yabancı” olarak düşünmeyebilir. Ayrıca çocuğunuz bu söylemi yanlış anlayarak tanımadığı için bir polisin veya itfaiye memurunun yardımına karşı koyabilir. Bunu yerine ona bir senaryo çizerek durumu anlatmaya çalışın. Tanımadığı bir kişi ona şeker verdiğinde ve onu eve bırakmayı teklif ettiğinde ne yapması gerektiğini anlamasını sağlayın. Dünyada istismara uğrayan çocukların büyük bir çoğunluğu, istismarı tanıdığı kişiler tarafından görüyor. Onun güvenliği için en doğrusu şunu söylemek olabilir; “Eğer seni üzen, korkutan veya kafanı karıştıran biri olursa hemen bana söyle.”

8- “Dikkat et!”

Bir oyun alanında denge tahtası üzerinde duran çocuğunuza “Dikkat et” veya “Dikkatli ol” demeniz yüksek ihtimalle çocuğunuzun düşmesine sebep olacaktır. Sözleriniz onun konsantrasyonunu bozar ve çocuğunuz yaptığı iş üzerindeki odağını kaybedebilir. Eğer dikkat etmesini düşündürecek kadar sizi endişelendiren bir şey yapıyorsa, hemen müdahale edebilecek kadar yakınında ve olabildiğince sessiz bir şekilde durun.

9- “Yemeğini bitirmezsen tatlı yok.”

Aile danışmanlarına göre siz her ne kadar tersini istiyor olsanız da bu söylem, çocuğunuzun tatlıya verdiği değer algısını arttıracak ve yemekten aldığı keyfi azaltacaktır. Bunun yerine söyleminizi yumuşatarak “Önce yemeğimizi bitireceğiz sonrasında tatlıya geçeceğiz” demenizin çok daha pozitif etkisi olacaktır.

10- “Dur sana yardım edeyim.”

Çocuğunuz bir yapbozu bitirmek üzereyken veya legolardan bir kule yaparken ona yardım etme isteğiniz, çok doğal ve insani bir istektir. Ancak bunun insani bir duygu olması, doğru olduğu anlamına gelmez. Eğer yardım elini olması gerekenden daha önce uzatırsanız çocuğunuzun özgürce bir şeyleri başarma yeteneğine zarar vermiş olursunuz. Çocuğunuz buna alışırsa, daha sonra önüne çıkacak tüm engellerde veya işlerde başkalarından yardım arar duruma gelebilir. Bunun yerine ona yol gösterebileceğini düşündüğünüz şunun gibi sorular sorabilirsiniz; “Sence büyük parça mı yoksa küçük parça mı yapbozun altına gelmeli? Neden böyle düşündün? Bir kez daha deneyebilirsin.”

Kaynak: normalisgood.net
Fotoğraf: i.huffpost.com