ÇOCUĞUNUZU İLKOKULA HAZIRLAYIN

Birinci sınıf her çocuk ve aile için özeldir. Çocukların hayallerini süslediği, büyüdüklerinin kanıtı oldukları yaştır bu sınıf. Ona yaşını sorsalar hep büyütür yaşını okul öncesinde ve büyüttüğü yaş genellikle 7’dir. Aileler ise birinci sınıf yaklaşıyor diye hem heyecan hem de panik içindedirler. Aileler, birinci sınıf öğretmeninin ne denli önemli olduğunu bilirler ve çocuklarının anneden ya da bir yetişkinden ayrı, kendini var edebilmesinin endişesini taşırlar.

OKULA UYUM

Birinci sınıf çocuğunun, okul öncesinde ya da ailesinde tamamladığı kazanımlarla okulda kendilerini var etmeleri doğru orantılıdır. Çocuğunuz okula başlarken o ilk güne kattığınız önem, heyecan, endişe ya da olumsuz duygular direkt çocuğunuza geçebilir. Çocuğunuzun da okul algısı olumsuz yönde etkilenebilir.
Anneden sağlıklı ayrılma olgunluğunu kazanamamış ve okul öncesinde bu duruma müdahale edilememiş çocukların ilkokulda daha büyük ve kalabalık bir ortama katılması zorlaşabilmektedir.

ÖZ BAKIM BECERİLERİ

Çocuğunuzun öz bakım becerileri okul öncesi dönemde sağlıklı bir şekilde tamamlaması onun ilkokulda da bütün öz bakım becerilerini kendisinin tamamlaması demektir. Birinci sınıfta kendi başına tuvalete gidemeyen, başında birisinin beklemesini isteyen, yeterli temizliği yapamayan, kendi başına yemek yemeyen çocuklarla karşılaşmak bu durumda şaşırtıcı değildir. Ya da temizlik kurallarını içselleştirememiş çocukların yemek öncesi ve sonrası elini yıkamadan sınıfa ya da yemekhaneye gittiği de çok sık görülmektedir.
Sosyal Becerileri
Çocukların sosyal becerileri de son derece önemlidir. Kendini ifade etmekte zorlanan çocuklar kalabalık sınıflarda parmak kaldırma, söz alma gibi durumlarda zorlanabilmektedirler. Okulun ilk günü mutlaka çocuğunuz hakkında öğretmenine bilgi vermeli onun bu becerilerini aile-okul işbirliği ile çözümü için uğraşmalısınız. Ya da henüz çocuğunuz okul öncesi dönemde bu tür beceriler de zorlanıyorsa mutlaka okul psikoloğundan ya da dışardan bir uzmandan yardım almalısınız.

Arkadaşlık ilişkileri ilkokul 1’e bağlanmayı ve okula severek gelmeyi olumlu yönde etkileyen diğer bir etkendir. Okul öncesi dönemde sosyal ilişkileri güçlenen çocuğunuz ilkokul 1 ‘de de bu becerilerini kullanacak ve yeni arkadaşlar edinecektir. Mutlaka okulda edindiği arkadaşlarla dışarda da zaman geçirmesini sağlamanız arkadaşlık bağlarını güçlendirecek, okula heyecanla gitmesini sağlayacaktır. Okul öncesi dönem de de sadece okulda değil dışarda da görüşebildiği arkadaş çevresi olmalıdır. Bu durumda sizin de sosyal bir aile olmanız kaçınılmazdır.

AKADEMİK BECERİLERİ

En can alıcı nokta ise çocuğunuzun ilk defa karşılaştığı okuma-yazma süreci yani akademik alanı. Aslında çocuğun kendisi ile inancı ne kadar olumluysa akademik alanı da o derece olumlu ilerleyecektir. Kendisi ile inancı “ben başaramam”, “yetersizim”, “kötü bir çocuğum”, “başarısızım”, “sevilmeyi hak etmiyorum” gibiyse; küçük bir başarısızlıkta öğrenme süreci bozulacaktır. Tam bunun tersi, şimdiye kadar her oyunda kazanmış, başarmış ayrıca aile de bunu beslemiş ise akademik alanda küçük bir başarısızlıkta bir takım davranış problemleri karşımıza çıkabilmektedir (Tırnak yeme, alt ıslatma, tikler, kaygı ve korkular vb.).
Bunlar dışında her çocuk özel bir durumu yoksa kimi hızlı, kimi yavaş okuma-yazma sürecini tamamlamaktadır. Akademik süreçte öğretmenin gözlemi son derece önemlidir. Öğretmenin gözlemlerine göre gerçekten okuma-yazma sürecinde problem yaşıyorsa, gerekli araştırmalar ve çalışmalar bir uzman tarafından yapılmalıdır.
En önemli noktalardan birisi, çocuğunuz hangi okula başlayacak? Özellikle sevecen bir öğretmenin ve okulun seçilmesi onun okula uyumu ve olumlu okul algısı açısından son derece önemlidir. Yüksek performans kaygısı ve çok hırslı öğretmenler ise çocukların daha okula uyum süreçleri gerçekleşmeden akademik benlik algılarında problemler yaşamasına sebep olmaktadır. Çocuklar kendileri ile ilgili “ben yabancı dili öğrenemem”, “ben Türkçe yapamam”, “ben hayat bilgisi yapamam” gibi olumsuz çıkarımlarda bulunabilmektedirler.

ÖDEVLER

Diğer can alıcı nokta ise; ödevler. Çocuğunuza bir ödev verilmişse bu gerçekten çocuğunuza verilmiştir. Bazı aileler kendilerine vermişçesine çocuğundan daha çok sahipleniyor ödevlerini. Ödevlerin özü şudur; birincisi öğrenilen kazanımların tekrar edilmesi ve kalıcı hale getirilmesi, ikincisi ise çocuğun sorumluluk duygusunun pekiştirilmesi. Çocuklarda sorumluluk duygusu okul öncesi dönem de kazandırılmamışsa ilkokul da ödev yapmakta çok zorlanmaktadırlar. Evde adeta bir ödev savaşı yaşanmaktadır. Ödev yaptırırken yapmamanız gereken tek şey, çocuğunuzdan önce çantaya sarılıp ödevini kontrol etmemek, ödev yaparken başında beklememek, ödevini bitir diye zorlamamak. Yapmanız gereken şey ise; ödevini arada bir yanına giderek zorlandığı bir konu varsa yardımcı olmak sonra tekrar oradan ayrılmak, ödevini yapmak istemediğinde ise bu aldığı kararla kendisinin baş etmesini sağlamaktır.

Uzman Psikolog Ebru Zorlutuna & Psikolog Şenel Karaman

Fotoğraf: static01.nyt.com